Mersinli gurbetçi aileden gümrük kapısında eziyet iddiası

Almanya’nın Friedrichshafen şehrinde ortalama 20 senedir bulunan Mersinli gurbetçi aile vasıta ile Türkiye’ye gelirken, Edirne Gümrük Kapısı’nda eziyet gördüklerini, ailece soğuk bir odada sabaha kadar tadı şekilde gözaltında tutulduklarını iddia etti. Gurbetçi Aile yaşananlarla ilgili ilgili bakanlık ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi(CİMER) üstünden şikâyetçi oldu.

Almanya’da yaşayan Nurhayat Volkan eşi Ünsal Volkan ve otizmli evlatları Fatih ile beraber bir süre ilkin kendilerine ilişik hususi araçla Türkiye’ye geldi. Gurbetçi Aile Edirne Gümrük Kapısı’nda uzun devam eden giriş işlemleri sebebiyle tartıştıkları gümrük memurlarının tadı eziyetine uğradıklarını, sabaha kadar da soğuk bir odada haksız yere gözaltında tutulduklarını iddia etti.

SAATLERCE BEKLETİLDİK

Almanyadan Edirne gümrük kapısına 2 günlük yolculuktan sonrasında geldiklerini, aşırı bitkinlik ve soğuk havada böbrek problemleri yaşadığını belirten Nurhayat Volkan, araçla sıraya geçtiklerini, gişede işgören olmadığı için bekleme sürelerinin oldukca uzamasıyla saatlerce beklemek durumunda kaldıklarını söylemiş oldu.

Bunun nedenini sormak suretiyle öteki gişedeki memura gittiğini dile getiren Volkan, “Yanımda gerilim hastası bir yaşlı teyze de bulunuyordu. Bu yüzden de öteki gişedeki hanım memura gidip, ‘Hanımefendi acaba bizim gişede işlem meydana getirecek işgören ne süre gelir, bir bilginiz var mı?’ dedim. Üstelik kendimin böbreklerimden dolayı oldukca ağrım bulunduğunu ve bizim sırada yaşlı gerilim hastası teyze bulunduğunu belirttim.

Işgören hanım bana ‘Birazdan, sizinle ilgilenecek işgören gelir’ dedi. Ben de yeniden otomobile gittim ve beklemeye başladık. Aradan 15, 20 dakika kadar geçti, ağrım daha oldukca artmaya başladı ve beklediğimiz gişede gene işgören gelmedi, yeniden öteki gişedeki aynı kadın memurun yanına gittim.

‘Ben iyi değilim işgören hanım, ağrım daha oldukca arttı’ dedim. Işgören hanım, elinin tersiyle bana sinirli bir biçim de bakarak, ‘Git sıranda bekle, size işgören gelecek’ dedi. Bu hareketi beni oldukca üzdü, bu yüzden oldukca içerledim” dedi.

“BİR SURİYE, BİR AFGAN VATANDAŞI KADAR DEĞERİMİZ YOK MU?”

Hanım memurun kendisine hakaret içeren davranışının nedenini sormak suretiyle yanına gittiğini özetleyen Nurhayat Volkan, şu şekilde devam etti:

“Onun bana yapmış olduğu el işaretini ona göstererek, Niçin bu ülkede, hanım hanıma sanki düşmanmış benzer biçimde bakıyor ve empati yapamıyor. Gurbet ellerde emek harcayarak ülkemize döviz getiriyoruz, vergimizi ödüyoruz, Vatanımıza katkıda bulunmanın gururunu yaşıyoruz, bir Suriye vatandaşı ve Afgan vatandaşı kadar değerimiz yok mu sizin gözünüzde? Ben hastayım ağrım arttı diyorum siz minik bir empati bile yapmıyorsunuz, üstelik elinizin tersini göstererek ‘git otomobilde bekle’ diyerek azarlıyorsunuz dedim.

Bunun üstüne kadın işgören gene beni azarlayarak, ‘Simdi git sıranı bekle birazdan seninle görüşeceğiz!’ diyerek, tehditkâr konuştu. Ben de o ağrı ve sızıyla üstelik psikolojimin alt, üst olmasıyla söylenerek, otomobile gittim. Ondan sonra bizim gişeye aynı işgören hanım geldi. Gişede sıra bizlere ulaştığında, işgören hanıma, azca ilkin siz beni tehdit ettiniz, ‘Seninle görüşeceğiz’ dediniz, bunu açıklar mısınız ne görüşeceksiniz benimle?’ dedim.

Elimde telefon kamerasını da açtım, bu sebeple kendimi ispatlamaya hakkım bulunduğunu düşündüm, başka hiçbir delilim yoktu. Hedefim orada onun bana yapmış olduğu haksızlığı ispatlayabilmekti, kendimi o ağrının için de savunmasız, bitkin ve psikolojim alt üst olmuş hissediyordum, orada ben acil ambulanslık duruma gelmiştim.

Bana başka bir işgören gelmiş olarak ‘Lütfen görüntüyü kapatır mısın’ dedi, onun ricasından dolayı kırmayarak, videoyu sonlandırdım. Ondan sonra da azca bir görüntü vardı rica ettikleri için sildim.”

“SABAHA KADAR BUZ GİBİ ODADA BEKLETİLDİK”

Kendisinin sorusuna cevap vermeyen hanım memurun elinde kendi pasaportları ile gişeden sinirlenerek çıktığını gördüğünü vurgulayan Nurhayat Volkan yaşananları hemen sonra şu şekilde özetledi:

“Kendisine ‘Lütfen bizim pasaportlarımızı veririmsin, biz başka bir memura işlem yaptırmak istiyoruz’ dedim. Bunun üstüne daha oldukca sinirlenen ve bizlere pasaportlarımızı teslim etmeyen kadın memurla devam eden durumdan dolayı, Otizmli olan oğlum ‘Anneme fena bir şeyler meydana getirecek’ korkusuyla otomobilden koşarak, benden tarafa doğru gelmeye başladı, bunun üstüne öteki bir adam işgören oğluma koşarak yakasından tuttu.

Ben, ‘Oğlum otizmli ne olur bırakın ona bir şey yapmayın’ diye bağırmaya başladım, peşinden eşim otomobilden süratli bir halde çıkarak, ‘Oğlumuz hasta o hasta bir çocuk, bırakın oğlumuzu’ diye koştu. O sırada ben bayılmışım, o esnada neler olupbitti, bilmiyorum. Arkasından, gözümü açtığımda, insanoğlu başıma toplanmıştı, orada ki gurbetçiler de bizi teselli ettiler. Çocuğumu polisler götürdü, hemen sonra hepimizi gümrük kapısında bekleme salonuna aldılar, gece buz gibiydi ve bekleme salonunda ısıtıcı yoktu, bizi orada sabaha kadar ifade için beklettiler ve ben böbreklerim ağrısından perişan durumdaydım. Bitkin, halsiz ve bir taraftan memleket özlemi çekerken, hiçbir gurbetçi sanmıyorum ki, durup dururken vaka çıkarmaz ve vakaya karışmaz.

Mersine ulaştıktan sonra 5 gün hasta yattım. Bizlere meydana getirilen bu eziyetin cezasız kalmamasını isterim. Mevzuyu ilgili bakanlıklar ve CİMER’e de yazdım. Geceyi tadı olarak tutuldukları odada geçiren gurbetçi aile sabah saatlerinde gümrükte meydana getirilen işlemlerinin peşinden Türkiye’ye giriş yapmış oldu.

aip2(‘pageStructure’, {“pageType”:”other”,”pageCategory”:”sozcu”,”pageIdentifier”:””}, ‘https://www.sozcu.com.tr/rss/tum-haberler.xml’);var aip2_pageCategory = “sozcu”;

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.