İzinsiz veri açıklama yasağı Anayasa’ya aykırıdır!

Anayasa hukukçusu Prof. Süheyl Batum ile ülke gündemini konuştuk (1)

Süheyl Batum, “Bir kuruluşun bilimsel görüşünü yayması temel haktır, sınırlama getirilemez. ‘Ilkin TÜİK’ten, devletten izin alacaksın’ demek demokrasinin dışına çıkıldığını gösterir” dedi.

Bakanların açıklamış olduğu fakat bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde aslen bakanların “Cumhurbaşkanı’nın sekreteri” durumunda olması sebebiyle Cumhurbaşkanı sonucu olan ve hukuken oldukca tartışmalı bazı mevzular var. Ek olarak Seçim Kanunu’nda hukuken ciddi itiraza yol açan hatta Anayasa Mahkemesi’ne taşınmış maddeler bulunuyor. Bazı medya tartışmalarında kafa karışıklığı yaratacak ilgisiz, bilgisiz yorumlar öyleki rahat yapılıyor ki ülkemiz, geleceğimiz için oldukca mühim olan vakaları, gelişimleri doğru idrak etmek için bu tarz şeyleri en iyi bilen, Türkiye’nin en deneyimli uzmanlarından biriyle; Anayasa hukukçusu, MEF Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr Süheyl Batum’la konuştum.

TAMAMEN HUKUKA AYKIRI

Sayın Batum, AKP’nin hazırladığı bir yasa taslağı ile TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) açıklamış olduğu istatistiklere alternatif istatistik açıklayanlara 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor, ENAG şeklinde bağımsız kuruluşlar buna büyük tepki gösterdiler. Anayasa hukuku açısından bu şekilde bir karar ne anlama geliyor?

Bu söylenenler tamamen hukuka ve Anayasa’ya aykırı, bir dönemden beri bunu yaşıyoruz. Mesela pandemi sırasındaki sayıları ya da enflasyon, işsizlik oranlarını açıklayanlar hakkında mahkemeler tarafınca gösterim yasağı koyuldu ya da RTÜK bu tarz şeyleri yayınlayanlar hakkında para cezaları verdi, hatta soruşturmalar başlatıldı. “Siz hükümetin prestijini ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz” diye bir kabahat yaratılarak işlemler yapılmış oldu. Bunların hepsi hukuka aykırıydı. Şimdi yapılmak istenen Anayasa’ya da Anayasa’nın temel almış olduğu temel hak ve özgürlüklere de kesinlikle ve kesinlikle aykırıdır. Bu artık bir demokratik hukuk devletinde yapılması mümkün olmayan bir şeydir, niçin? TÜİK bir devlet kuruluşu, ne yapıyor, bir ekip veriler veriyor, bu verilerin gerçekle bağdaşmadığını Türkiye’de bilmeyen bir kimse yok, hepimiz biliyor. Enflasyon yüzde 80’e yaklaştığında yüzde 25-30 diye diretiyor, bağımsız kuruluşlar yüzde 142 derken o yüzde 61 diyor.. Anayasamız 2. maddesinde oldukca net söylüyor “Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı, demokratik, toplumsal bir hukuk devletidir” diyor. İnsan haklarına dayanan demokratik bir hukuk devletinde “Sayıları sadece kamu kuruluşu verir, sen de sadece onun izin verdiği sayıları vereceksin” demek insan haklarıyla kesinlikle bağdaşmaz, Anayasa’nın 2. maddesine kesinlikle aykırıdır. Anayasa’nın 5., 10., 13. maddeleri de var fakat size kesinlikle aykırı olduğu iki maddeyi okuyayım; “Bir uzmanlar topluluğunun bilimsel görüşünü yayması, söylemesi –bu doğru da olabilir, yanlış da olabilir asla fark etmez- bir temel hak ve özgürlüktür.” Bu temel hak ve özgürlük Türkiye’de Anayasa’ya gore sadece ve sadece yasayla sınırlanır fakat bu yasa da kesinlikle demokrasiye, doğrusu çoğulculuğa uygun olmak zorundadır. Kısaca ‘uyulmaz’ bir sınırlama getiremezsiniz. “Sen uzman da olsan bilimsel verilerini açıklamak için kesinlikle devletten izin alacaksın” demek kesinlikle bu özgürlüğü sınırlamada demokratik sistemin dışına çıkıldığını ve ölçülü olmadığını gösterir. Bakın 26. maddeye “Hepimiz fikir ve kanaatlerini, söz, yazı, fotoğraf yada başka yollarla tek başına yada toplu olarak izahat ve yayma hakkına haizdir.” Kısaca “Ben uzmanım, benim kanaatim enflasyonun yada işsizlik oranının şu olduğudur” dediğimde bunu izahat hakkıma sahibim. Bu özgürlük resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber yada düşünce almak yada vermek serbestliğini de kapsar, dikkat edin ‘resmi makamların müdahalesi’ mevzusu bu kadar açık.

Seçime gidilirken yol temizliği yapılıyor

Bir de “TÜİK’e başvurulduktan sonrasında 2 ay içinde onaylanıp onaylanmadığı sonuçlandırılacak” bilgisi var. Peki seçimden 1-2 ay ilkin ilkin bağımsız kuruluşların yapacağı anketleri halk iyi mi görecek ve duyacak?

Aslına bakarsanız Seçim Yasası’nda alelacele meydana getirilen değişim, bu yasanın kabul edilmiş olduğu gün  -daha Anayasa Mahkemesi görüşmeden- Yüksek Seçim Kurulu’nun derhal toplanarak “İl ve ilçe seçim kurullarını Temmuz ayında yeniliyoruz” demesi şunu gösteriyor. Görünen köy kılavuz istemez; seçime gidilirken yol temizliği yapılıyor.

Karşıcılık partilerinin ittifaklarla güçlenmesi de engelleniyor…

Doğru, onlarında güç birliği oluşturmasını önleyelim, bir başka haber yada anket yayana ceza verelim, korkutalım, alalım içeri atalım, seçim bittikten sonrasında dışarı çıkartırız… Tüm bunlar ne demek? Bir devlet kuruluşu izin vermezse uzmanların görüşlerini yada araştırmalarını açıklayamaması, televizyonların bunlara yer verememesi, yer verecek olanın cezalara çarptırılması hatta kapatılması, hatta bir ihtimal gösterim frekansının elinden alınması, demokrasiyle, Anayasa’nın 2. maddesinde yazan “insan haklarına dayanan demokratik hukuk devletiyle” zerre kadar ilişkili değildir.

Yansız kuruluşlar TÜİK’ten izin almak zorundayken acaba AKP için araştırma yapanlara “TÜİK karar verdi” diyerek izin mi verilecek? Bunlar olabilir şüphesi var.

Mümkündür.  Hep birlikte görmüyor muyuz birçok mevzuda erişim yasağı getiriliyor. Mesela Diyanet’e bağlı Kuran kursunda çocuk tacizi haberi için “Mahkeme karar verdi, erişim yasağı var” deniyor. Bunun anlamı “Biz seçime gideceğiz, seçime giderken mıntıka temizliği yapıyoruz” anlamına gelir. Düzgüsel bir ülkede bu tedbir Anayasa Mahkemesi’ne götürüldüğünde Anayasa Mahkemesi kesinlikle “yürürlüğü durdurma” sonucu verir. Fakat “düzgüsel bir ülkede” dedim. Türkiye’de Anayasa Mahkemesi iptal eder mi, etmez mi bu mevzuda endişelerim var. Yasa çıkar ve AYM’ye götürülürse göreceğiz.

Bu yasa insanları ürkütmek için hazırlanıyor!

Bir ihtimal “minimum 5 bin kişiyle ve 10 şehirde yapılacak” şeklinde bir koşul konabilir fakat tümüyle yasaklanması fazlasıyla antidemokratik görünüyor esasen.

Onu da koyamaz.  Eğer yalan data veriyorsa, bu bilginin bilimsel kaynaları yoksa, uyduruyorsa o firmaya engelleme getirebilir. Yasa tasarısı birkaç kişiyi ‘ürkütmek’ için hazırlandı esasen. Birkaç kişiye hapis cezası da verebilirler. Bir iki televizyona oldukca ağır cezalar verilirse hiçbiri bunu yapması imkansız diye düşünülüyor. Düzgüsel bir ülkede bu yasa yapıldığı gün Anayasa Mahkemesi’ne götürülür ve iptal edilir. Bu mevzu birkaç senedir oldukca açık bir halde uygulamada, pandemi sürecinde doktorlara “Siz hükümetin söylediklerinden değişik şeyler söylüyorsunuz” diye soruşturma açıldı.

Mustafa Kemal Atatürk Havalimanı yıkımı yargılanabilir!

Mustafa Kemal Atatürk Havalimanı, Londra Heatrow’u geride bırakarak ‘dünyanın en iyi 3. havalimanı’ seçilmişti. Kapatılmak istenmesine halk büyük tepki gösteriyor. Ulaştırma Bakanı “Mustafa Kemal Atatürk Havalimanı hikayesi kapanmış oldu gitti, oraya millet bahçesi yapacağız, Mayıs’ta başlıyoruz, 2023’te açacağız” dedi. Büyük paralar harcanarak yapılmış bu şekilde bir havalimanını kapatma sonucu sizce de hazzı bir karar değil mi?

Kesinlikle hazzı bir karar fakat bunu siyaseten söylemiyorum. İnsanlar yoğurt yedikleri kabı bile derhal atamıyorlar ‘İçine çiçek ekerim, kediye su koyarım” diye tutuyorlar. Bunlar koskoca Mustafa Kemal Atatürk Havalimanı’nı yıkacağız diyorlar. Hukuk devletinde tüm işlemlerin ‘kamu yararı’ amacıyla yapılması gerekir. İşleyebilen, karda bakanların indirilmiş olduğu, hava bozulduğunda kullanılan bir havalimanını yıkıp millet bahçesi yapmaktaki kamu yararı nedir? İktidar anlatabilmeli. Kesinlikle bu işlemde kamu yararı yoktur.

HAPİS CEZASI GETİRİR

Türk Ceza Kanunu’na gore bunu yapanlar hakkında görevi kötüye kullanma suçu oluşturabilir. Hapis cezası getirir. Kişisel yarar sağlandığı filan ortaya çıkarsa zimmete filan da girer, bunların hepsi ağır suçlardır. İsterseniz bunu Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapın, isterseniz yasama işlemi olarak yapın, bunlar kamu yararı yönünden iptal edilecek işlemlerdir ve yapanlar hakkında da cezai mesuliyet doğuracak işlemlerdir.

İçişleri Bakanı kar yağınca oraya indi

Sizin İçişleri Bakanı’nız nereye indi kar yağdığında? Sen sıkıştığında oraya iniyorsun, yabancıları oraya indiriyorsun fakat diyorsun ki “Ben istersem burayı yıkarım.” Buradaki üstün kamu yararı ‘yapılmış bir havalimanının korunması’dır. Fazlaca hususi bir nedenle kullanılması mümkün değilse, nükleer sızıntı, hava kirliliği şeklinde bir niçin göstermedikten sonrasında sırf inatla yapmak, bunun kamu yararı amacıyla yapılmadığının oldukca açık göstergesidir.

Peki, iktidarın buradaki kazancı ne? Söylendiği şeklinde adı “Mustafa Kemal Atatürk” olduğundan mi acaba?

Onu bilmiyorum fakat bu yüzden ‘eğer başka bir çıkar var ise’ dedim. Ben bu planın gerçekleşmeyeceğini umuyorum. İsterse kafalarında şu olsun ‘burada oldukca güzel bir millet bahçesi yapalım, millet börek yiyip, çay içip çimlerde yuvarlansın’ bile diyorsanız bu alanda olmamalı. Sayın Cumhurbaşkanı bu şekilde demiyor muydu? “Millet bahçeleri yapacağım, çörek yiyip, çay içip yuvarlansınlar” Demek ki millet bahçeleri yapmanın amacı bu.

Hepsi ‘zorla yaptım’ diye ortaya çıkacak

Fakat ne yazık ki millette çay içip yuvarlanacak hal kalmadı, ailelerini doyurmak için çöpten patates, soğan topluyorlar.

Haklısınız. İstanbul’da bin tane yer var milletin yuvarlanabileceği. Amacınız buyken, milyonlar harcanmış, Mustafa Kemal Atatürk adını taşıyan bir havalimanını tamamıyla yıkmak makul mü? Bu şekilde bir şeyin yarar olduğu söylenebilir mi, bunu kendi kurmuş oldukları mahkemeler bile söylemesi imkansız, onlar bile “Yıkılmasında kamu yararı var” diyemez. Yarın bir soruşturma açıldığında, güvenli olun tüm bürokratlar “Ben yapmak istememiştim, zorla yaptırdılar” diye ortaya çıkar görmüş olacaksınız. Şimdi Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçeceğiz dendiğinde oldukca seviniyoruz, peki bu bürokratlar hakkında ne yapacağız? Başka bir ülkede düşünebiliyor musunuz; bir karşıcılık lideri bir kamu kurumunun önüne gitsin ve kamu kurumun başındaki siyasetçi orayı kapatarak kapıyı açmasın, cesaret edemez. Bundan dolayı görevi bırakmış bile olsa, o iktidar gittiği gün işlediği suçtan dolayı yargılanır ve oldukca ağır bir suçtur, “çoğulculuğu kaldırmak”tır.

YARIN: SEÇİM KANUNU DEĞİŞİKLİĞİ

aip2(‘pageStructure’, {“pageType”:”other”,”pageCategory”:”sozcu”,”pageIdentifier”:””}, ‘https://www.sozcu.com.tr/rss/tum-haberler.xml’);var aip2_pageCategory = “sozcu”;

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.